Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » İlginç Bir Tanı: Oestrus Ovis Nazal Ve Nazofarengeal Myiazisi
 

İlginç Bir Tanı: Oestrus Ovis Nazal Ve Nazofarengeal Myiazisi

Uzun L., Hökelek M., Kafkaslı Ç., Yavuz Ç., Tunçtürk R. F.

AMAÇ: Myiazis, diptera takımı (sinek, sivrisinek, tatarcık vs) larvalarının hayvan veya insanlara yerleşerek, onların ölü veya canlı dokularıyla veya sindirdikleri besinlerle beslenerek yaptığı infestasyondur. İnsan vücudunda sosyokültürel açıdan gelişmiş ülkelerde nadir izlense de klinik olarak akılda bulundurulması gereken bir antitedir. Sağlıklı kişilerde görülmesi oldukça nadirdir. Sunduğumuz vakada sağlıklı insanda nadir karşılaşılan nazal ve nazofarengeal myiazis kliniğinin ve tedavi yaklaşımlarının tartışılmasını amaçladık. OLGUNUN ÖZELLİKLERİ: 52 yaşındaki sağlıklı bayan hasta, geçtiğimiz yaz Ankara Beypazarı’ndaki çiftlik evlerine tatil için gitmişler. 12 gün sonra İstanbul’a döndüklerinde hastanın kuru öksürük şikayetleri başlamış. Dış merkeze başvuran hastanın akciğer grafisi ve tam kan sayımı normalmiş. Akut farenjit tanısıyla Sefuroksim 500mg 2*1 ve destek tedavisi başlanmış. 3 gün sonra pürülan akıntı, hapşurma, nazal dorsumda ödem ve nazofarenkste kaşıntı, gıcık hissi başlamış. Tedaviye rağmen şikayetlerine ciddi baş ağrısı, disfoni ve otalji eklenmiş. Yaklaşık 1 ay sonra hapşurma esnasında yaklaşık 0,5 cm lik beyaz renkli bir kurtçuk burnundan düşmüş. Başvurduğu dış merkezde yapılan endoskopik muayenesi normalmiş. Poliklinik kontrolü önerilmiş. O gece burnundan 2 beyaz kurtçuk ve 1 siyah larva daha düşünce hastanemiz acil servisine başvuran hastanın endoskopik nazal kavite ve nazofarenks muayenesinde bol seröz sekresyon ve nazofarenks posterior duvarında mukozal hipertrofi izlendi; yabancı cisim, kurtçuk izlenmedi. İstenen paranazal BT’de bilateral maksiller sinüsler mukozal dansite ile dolu ve duvarları defektif izlendi. Bilateral ostiumlar açıktı. Yüz MR’ında kontrast madde enjeksiyonu sonrasında patolojik bir sinyal izlenmedi. Hemogram, CRP, sedimentasyon, total IgE seviyeleri normaldi. TEDAVİ VE PROGNOZ: Amoksisilin 1g 2*1 ve destek tedavisi başlandı. Alınan kurtçukların mikrobiolojik incelenmesi sonucu Oestrus Ovis türü sineğin larvası olduğu öğrenildi. Hastaya endoskopik sinüs cerrahisi yapılması ve gerekirse Caldwell-Luc’a geçilmesi planlandı. Genel anestezi altında endoskopik sinüs cerrahisi yapılan hastada nazal kavitelerde ve sinüslerde larva izlenmedi. Özellikle sağda hipertrofik ve pürülan nekrotik materyal içeren nazofarenks posterior mukozasından punch biyopsiler alındı. Postoperatif sefamezin 1g 2*1 ve analjezik tedavi başlandı. Postoperatif 2. günde tamponları çıkarılan ve endoskopik muayenesinde patoloji izlenmeyen hasta taburcu edildi. Postoperatif 1. ayına kadar poliklinik kontrolleriyle takip edilen hastanın şikayetlerinin tamamen kaybolduğu izlendi. Histopatolojik incelemede maksiller sinuslerden alınan düzensiz doku nazal polip, nazofarenksten alınan doku reaktif lenfoid doku ile uyumlu geldi. YORUM: Literatürde primer odak olarak nazofarenksin tutulduğu myiazis olgularının çok az olduğunu gördük. Vakamızın nazal ve nazofarengial myiazis tanı ve yaklaşımında yardımcı olacağını düşünüyoruz. Bu tarz olgularda hastalara kulak vermenin ve yeterli ilginin gösterilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Myiazisi oluşturan larvaların mikrobiolojik incelemesi ve tanısının konabilmesi olası invazivite ve teknik seçimi konusunda bize değerli bilgiler verebileceğini unutmamalıyız.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS1-081

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale