Ana Sayfa » Yayın Arşivi » KBB İhtisas Dergisi » 2003 » Larenks Kanserlerinde DNA Ploidinin Prognostik Önemi
 

Larenks Kanserlerinde DNA Ploidinin Prognostik Önemi

Özkaptan Y., Akkaya A., Gerek M., Deveci S., Öngörü Ö., Akçam M.T.

Amaç: Yassı epitel hücreli larenks kanseri olan olgularda DNA ploidinin, tümöre ait özellikler ve histopatolojik parametreler ile ilişkisi ve prognoz üzerine etkisi araştırıldı. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmada yassı epitel hücreli kanser nedeniyle tedavi edilip izlenen 44 olgunun cerrahi kesitleri incelendi. Parafin bloklardan elde edilen nükleus süspansiyonlarında görüntü analizi tekniği ile DNA ploidi araştırması yapıldı. DNA ploidinin tümör yerleşimi, evre, diferansiasyon, keratinizasyon, invazyon derinliği, lenfasit infiltrasyonu, perinöral invazyon, infiltrasyon türü, tümör nekrozu, beş yıllık sağkalım ve yaşam süresi ile ilişkisi değerlendirildi. Bulgular: Olguların %65.9'unda anaploidi, %34.1 'inde diploidi belirlendi. Tümör evresi, yerleşimi, diferansiasyon, keratinizasyon, invazyon derinliği, invazyon türü, lenfasit infiltrasyonu, tümör nekrozu, perinöral invazyon ve lenf nodu tutulumu ile DNA ploidi arasında anlamlı ilişki görülmedi (p>O.O5). Diploid tümörlerde beş yıllık sağkalım (p=O.O48) ve genel sağkalım (log rank=4.40; p=O.O36) oranları anaploid tümörlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Perinöral invazyon varlığı (p=O.OO4) ve invazyon derinliğinin 9 mm'nin üzerinde olması (p=O.O45) beş yıllık sağkalımı anlamlı düzeyde düşüren diğer faktörler olarak değerlendirildi. Cox regresyon analizi sonucunda DNA ploidi (p=O.O42) ve perinöral invazyonun (p=O.OO9) sağkalımı etkileyen bağımsız prognostik faktörler oldukları görüldü. Sonuç: Anaploidi varlığı, yassı epitel hücreli larenks kanserli olgularda prognozu olumsuz etkilemektedir.

The Prognostic Significance Of DNA Ploidy İn Laryngeal Cancers

Özkaptan Y., Akkaya A., Gerek M., Deveci S., Öngörü Ö., Akçam M.T.

Objectives: We assessed the relationship between DNA ploidy and histopathologic parameters and its effect on prognosis in patients with squamous gelI careinoma of the larynx. Patients and Methods: Surgical sections of 44 patients who were treated for squamous gelI careinoma of the larynx were studied. Image cytometry measurements were performed on nuclear suspensions derived from paraffin-embedded sections to determine DNA ploidy patterns. We investigated the relationship between the DNA ploidy status and localization, stage, differentiation, keratinization, depth of tumoral invasion, Iymphocytic infiltration, perineural invasion, infiltratian pattern, necrosis, and 5-year and overall survival rates. Results: Aneuploidy and diploidy were diagnosed in 65.9% and 34.1 %, respectively. No significant relationships were found between DNA ploidy and stage, localization, differentiation, keratinization, depth of invasion, infiltration pattern, Iymphocytic infiltration, necrosis, perineural invasion, and Iymph node metastasis (p>O.O5). The five-year (p=O.O48) and overall (log rank=4.40; p=O.O36) survival rates were significantly higher in diploid tumorso The presence of perineural jnvasion (p=O.OO4) and depth of the invasion exceeding 9 millimeters (p=O.O45) were significant factors adversely influeneing the five-year survival rate. The multivariate Cox regression analysis showed that the DNA ploidy status (p=O.O42) and the presence of perineural invasion (p=O.OO9) were independent prognostic variabres related to decreased survival. Conclusion: Aneuploidy has an adverse effect on the prognosis in squamous gelI carcinoma of the larynx.

KBB İhtisas Dergisi 9-6 414

Ara İstanbul KBB BBC Uzmanları derneği ve TKBBV ortak bilimsel toplantısı
Kozyatağı Hilton Otel
6
2017
Nis 3. İLKBAHAR TOPLANTISI
Belek/Antalya
12
2018
Ağu 3.ERA-SUMMIT
Kiev/Ukrayna
28
2018
Eki MEDITRIO 3
Girne/KKTC
4
2018
KBB Dernek   | KBB Yeterlik Kurulu   | Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale