Ana Sayfa » Yayın Arşivi » KBB İhtisas Dergisi » 2013 » Tonsillektomi materyallerinin rutin olarak histopatolojik incelenmesi gereklidir.
 

Tonsillektomi materyallerinin rutin olarak histopatolojik incelenmesi gereklidir.

Haholu A., Turhan V., Salihoğlu M.

Sayın Editör, Kulak Burun Boğaz İhtisas Dergisi’nin 2012 yılının Mart-Nisan sayısında yer alan Koç ve ark.na[1] ait "Rutin tonsil ve adenoid spesimenlerinin histopatolojik incelemesi: Gerekli bir yaklaşım mı? " başlıklı makalesini ilgi ile okuduk. Söz konusu yazıda pediatrik ve yetişkin yaş grubunda değişik endikasyonlarla yapılmış olan tonsillektomi ameliyatlarına ait tonsil doku materyallerinin üzerinde rutin histopatolojik inceleme yapılmasının gerekli olup olmadığı tartışılmıştır. Bu durum hem KBB hekimleri hem de patologların zaman zaman gündemini işgal etmiş bir konudur.[2,3] Tonsillektomi materyalleri çoğu kez enfeksiyona sekonder, reaktif hiperplazi durumlarını içermekle birlikte tamamen farklı tıbbi antiteler ile de karşımıza çıkabilmektedir. Tonsiller hipertrofiler bazen sistemik bazen de lokal bir hastalığın bulgusu ya da sonucu olabilir. Öncelikle modern tıp anlayışında hastalardan çıkan bütün dokuların histopatolojik inceleme için patoloji laboratuvarına gönderilmesi gerektiği yaygın kabul görmüş bir uygulamadır. Günlük uygulamalarda bu anlayış sayesinde yakalanan birçok malignite olduğu gibi, bu uygulamaya riayet edilmediği takdirde ciddi sonuçlar getiren durumlar da tecrübe edilmiştir. Bu nedenle bir uzman görüşü olarak hem yetişkin hem de pediatrik yaş grubunda tonsillektomi materyallerin de diğer doku örnekleri gibi rutin olarak patoloji laboratuvarına gönderilmesinin daha uygun olabileceğini düşünüyoruz. Bunun nedenlerini birkaç başlık altında ifade etmek mümkündür; 1. Tonsillektomi materyallerinin patoloji laboratuvarındaki doku takip, kesit ve makroskopik- mikroskopik incelemeleri zaman ve maliyet açısından düşünüldüğünde fazla iş yükü oluşturmaz. 2. Söz konusu makalede tonsillektomi materyallerinin değerlendirmesi hakkında yorum yapılırken sadece malign benign ayrımı açısından konu ele alınmıştır. Ancak bu materyallerin ve arşiv bloklarının enfeksiyöz ve mikrobiyolojik çalışmalar için de kaynak teşkil edebileceği de unutulmamalıdır. 3. Tonsillektomi materyalleri diğer tüm dokular gibi patoloji laboratuvarında arşivlenebilir ve ileriki çalışmalarda doku kaynağı olarak kullanılabilir. Özellikle moleküler patoloji yöntemlerinin gelişmesi ve parafin dokulardan DNA ve RNA izolasyonunun giderek yaygınlaşması ve iyileştirilmesi ile bu arşiv materyalleri moleküler çalışmalar için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.[4] Otopsi geleneğinin olmadığı ülkelerde bu dokular histopatolojik ve mikrobiyolojik araştırmaların yanı sıra gerektiğinde babalık testi gibi önemli adli tıp uygulamaları için de alternatif bir kaynak haline gelebilir. 4. Tonsilla veya diğer lenfoid sistem ile ilişkili okült malignitelerin saptanabilmesi için tek ve ilk materyal olabilir.[3] 5. Tonsillektomi endikasyonu nadir de olsa hatalı olabilir. Tonsillektomi materyalinin patolojik incelenmesi gerçek tanının konmasını sağlayabilir. Örneğin tonsiller hipertrofiye neden olabilen sarkoidoz, lenfoma, tüberküloz, tularemi, endemik bölgelerde histoplazmozis gibi spesifik tedavi gerektiren enfeksiyöz ve nonenfeksiyöz diğer hastalıklar saptanabilir.[5] Sonuç olarak, gerek yetişkinlerde gerek pediyatrik yaş grubunda tonsillektomi materyallerinin halen yaygın olarak uygulandığı gibi patoloji laboratuvarına rutin olarak gönderilmesinin yararlı bir tıbbi uygulama olduğunu düşünüyoruz. Yazarın Yanıtı Sayın Editör; Öncelikle yazıma yapılan değerli yorumlar ve atıf için teşekkürlerimi iletmek isterim. Yazımızda da belirttiğimiz üzere rutin endikasyonlarla adenotonsillektomi ameliyatı yapılan ve herhangi bir risk faktörü taşımayan hastalarda adenoid ve tonsil materyallerinin histopatolojik incelemesinin yapılması ile ilgili farklı görüşler bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda risk faktörü taşımayan hastalarda hastanın kliniği açısından önemli olabilecek sonuçlara rastlanmadığı bildirilirken, bazı çalışmalarda ise -nadir de olsa- risk faktörü taşımayan hastalarda da ciddi sonuçlar doğuran tanılara rastlanmıştır.[1-5] Biz çalışmamızda elde ettiğimiz kendi sonuçlarımızı sunduk ve 1021 hastamızdan sadece 11’inde malign tanısı konulduğunu ve bu hastalarda da zaten ameliyat öncesi risk faktörleri bulunduğunu açıkladık. Çalışmamızda risk faktörü bulunmayan hiçbir hastada malignite gibi ciddi sonuçlara yol açabilecek veya hastanın klinik seyrini etkileyecek herhangi bir bulguya rastlamadığımızı belirttik. Yazımızda risk faktörü taşımayan rutin adenotonsil hastalarında histopatolojik incelemenin gerekli olup olmamasıyla ilgili kesin yargılayıcı herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Nitekim yazımızın en sonunda ‘Multidisciplinary, multicenter studies are needed to reach a definitive conclusion on this issue’ ifadesi yer almaktadır. Yazımızda histopatolojik tanılar arasında sarkoidoz, tuberküloz ve histoplazmozis gibi spesifik tedavi gerektiren hastalıklara rastlanmadığı için ayrıntılı enfeksiyöz ve nonenfeksiyöz hastalıklara ait histopatoloji sonuçlarına değinilmedi. Adenotonsil materyalleri ve arşiv blokları enfeksiyöz ve mikrobiyolojik çalışmalar için kaynak teşkil edebilir fakat bizim 1021 hastayı kapsayan çalışmamızda konulan benign tanıların hastaların klinik seyrini etkilemediği görüldü. Ayrıca yapılan her işlemin mutlaka bir maliyeti söz konusudur. Yazımızda tonsillektomi ameliyatlarının iş ve güç kaybına neden olabileceğinden bahsettik ancak bu kaybın fazla olduğu gibi bir ifade kullanmadık.

Histopathologic examination of tonsillectomy materials is required in routine medical practice

Haholu A., Turhan V., Salihoğlu M.

No English Abstract Available.

KBB İhtisas Dergisi 2013;23(1):65-66

Ara İstanbul KBB BBC Uzmanları derneği ve TKBBV ortak bilimsel toplantısı
Kozyatağı Hilton Otel
6
2017
Nis 3. İLKBAHAR TOPLANTISI
Belek/Antalya
12
2018
Ağu 3.ERA-SUMMIT
Kiev/Ukrayna
28
2018
Eki MEDITRIO 3
Girne/KKTC
4
2018
KBB Dernek   | KBB Yeterlik Kurulu   | Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale