Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Laringeal Lökoplazide Klinik Analiz Ve Risk Faktörleri
 

Laringeal Lökoplazide Klinik Analiz Ve Risk Faktörleri

Akpınar M. E., Coşkun B. U., Oruç E., Tetik F., Uçak I.

AMAÇ:Lökoplazi, laringeal epitelin malign transformasyon potansiyeline sahip lezyonu olması nedeniyle histopatolojik olarak displazi derecesi ne olursa olsun tekrarlayan biyopsilerin de eşlik ettiği dikkatli klinik takip gerektirir. Bu çalışmada laringeal lökoplazinin klinik özelliklerinin ve risk faktörlerinin araştırılması amaçlandı. YÖNTEM-GEREÇLER:Kliniğimizde 2007- 2013 yılları arasında vokal kord displazisi tanısıyla opere olan toplam 97 olgunun 174 lezyonu retrospektif olarak analiz edildi. Laringeal lökoplazinin histopatolojik sınıflaması, cinsiyet, yaş, sistemik hastalık, sigara kullanımı, semptom, semptom süresi, lezyonun yeri, büyüklüğü, sayısı, lokalizasyonu ve hastalık seyrini (nüksler) oluşturan veriler kaydedildi. Histopatolojik olarak lezyonlar 4 gruba ayrıldı: inflamatuar değişiklikler, hiperkeratoz, skuamöz hiperplazi hafif değişiklikler (grup I); hafif ve orta displazi (grup II), ağır displazi ve karsinoma in situ (grup III); mikroinvazif ve invazif skuamöz hücreli karsinom (grup IV). İstatistiksel analizlerde SPSS 21.0 programı kullanıldı. Verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, en düşük, en yüksek, oran ve frekans değerleri kullanıldı. Değişkenlerin dağılımı kolmogorov simirnov testti ile kontrol edildi. Niceliksel verilerin analizinde bağımsız örneklem t test ve mann-whitney u test; niteliksel verilerin analizinde ki-kare test kullanıldı. BULGULAR:Hastaların 10 (%10,30)u kadın 87 (%89,70)si erkekti. Yaş ortalaması 56,95 olarak hesaplandı. Hastaların tamamının ses kısıklığı semptomu ile başvurduğu görüldü. Ortalama sigara kullanımı 38,82 paket/yıl, sigara kullanım sıklığı 93.8%, reflü sıklığı %16,6 olarak hesaplandı. Sigara kullanmayan hasta sayısı 6 (%6,18) olup bu hastalardan 5 (%83,33) tanesinde hafif displazi, 1 (%16,67) tanesinde ağır displazi görüldü. İndirekt ve direkt laringoskopik muayenelerde 103 (%59,53) hastada lökoplazi, 70 (%40,46) hastada vokal kordlarda düzensizlik olduğu görüldü. Histopatolojik inceleme sonuçlarının dağılımı grup I %8,67, grup II %52,02, grup III %30,06, grup IV %9,25 olarak saptandı. Hafif displazi en sık gözlenen histopatolojik tanı oldu. Lezyon yerleşim yeri sırasıyla vokal kordun ön 1/3’ünde %45,1, orta1/3’ünde %32,34, arka 1/3’ünde %22,55 olarak bulundu. Nüks olan ve olmayan hastalarda yaş dağılımı, cinsiyet oranı, ilk semptom süresi, reflü oranı, sigara kullanım oranı, lokalizasyonu istatisitksel olarak anlamlı (p > 0,05) farklılık göstermedi. Lökoplazide nüks oranı, düzensizlik ile karşılaştırıldığında anlamlı (p < 0,05) olarak daha yüksekti. SONUÇ:Laringeal lökoplazide biyopsi ile histopatolojik inceleme epitel displazisini ve derecesini değerlendirme açısından önemlidir. Histopatolojik olarak displazi varlığı ve şiddeti, sigara kullanımı gibi faktörler malignite gelişim riskini arttırmaktadır. Klinik olarak homojen özellik gösteren lökoplazinin homojen olmayan düzensizliğe göre daha yüksek nüks oranına sahip olduğu saptanmıştır. Diğer yandan yaş dağılımı, cinsiyet oranı, ilk semptom süresi, reflü oranı, sigara kullanım oranı ve lokalizasyonun nüks oranını arttırmadığı gözlenmiştir.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri SS-256

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale