Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Kronik Oroantral Fistüllerin Kapatılmasında Vomer Kemik Greftinin Etkinliği
 

Kronik Oroantral Fistüllerin Kapatılmasında Vomer Kemik Greftinin Etkinliği

Oğhan F., Kucur C., Özbay İ.

AMAÇ:Günümüzde oroantral fistüllerin tamiri en sık bukkal yağ pedinküllü dokusu ile yapılmaktadır. Bu çalışmada oroantral fistülü olan hastalarda buccal serbest yağ dokusu üzerine yerleştirilen vomer serbest kemik greftleme ve palatinal flep tekniğinin üstünlüğünü göstermeyi amaçladık. YÖNTEM-GEREÇLER:Oroantral fistülü olan 18 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaşları 20-52 arasında olup, ortalaması 31.5(±8.86) idi. Oroantral defekti 5 mm üzerinde olanlar çalışma kapsamına alındılar. Tüm hastalarda varsa preoperatif enfeksiyon (sinüzit, stomatit vs) medikal olarak tedavi edildi. Hastaların tamamında perfore olmuş bir sinüs mukozası, yenilen gıdaların ya da tatlarının burundan gelmesi ve tekrar eden sinüzit atakları şikayetleri mevcuttu. Tüm ameliyatlar genel anestezi altında yapıldı. Operasyonların ilk aşaması fistül dezepitelizasyonu ve bukkal serbest yağ dokusu alınması; ikinci aşaması serbest vomer osseöz greft alınması ve defektin yağ ile oklüzyonunun sağlanması; üçüncü aşaması ise serbest vomer greftinin gingival bölgeye açılan cebe adipoz doku üstüne gelecek şekilde horizontal planda yerleştirilmesi ve palatinal bölgeden geniş tabanlı flep çevrilmesi şeklinde idi. Defekt bölgesine 2 gün süre ile surgicel ve rifocin desteği yapıldı. Hastalar ameliyat sonrası defekt kapanması açısından 48.ci saat, 1ci hafta, 2ci hafta ve 1ci ay değerlendirildiler. İkincil olarak postoperatif komplikasyonlar ve morbidite açısından da (ağrı, kanama, sinüzit, flep nekrozu ve basınç hissi) aynı sürelerde değerlendirildiler. Tüm hastalara operasyon sonrası 10 gün antibiyoterapi uygulandı. BULGULAR:Oroantral fistüllerin tamamı diş çekimi sonrası oluşmuştu. Ameliyat öncesi yapılan değerlendirmelerde fistül çapının 0.5-1.6 cm arasında değiştiği çekilen paranasal sinüs BT tetkiklerinde görüldü. Yalnızca 1 hastada minimal flep beslenme sorunu yaşandı. Postoperatif 1 aylık takipte hiçbir hastada enfeksiyon izlenmedi. Hiçbir hastada aşırı kanama izlenmedi. Flep defekt bölgeleri granülasyon dokusu ile iyileşti. Tüm hastalarda 4-0 yuvarlak vikril sütür olarak kullanıldı ve sütür sorunu yaşanmadı. Yalnızca 2 hastada 3 point scala da 2ci haftaya kadar ağrı değerleri 3 seviyesinde kaldı. Diğerlerinde 2ci haftada 1 seviyesine geriledi. Tüm hastalarda (%100) fistül defekti kapatıldı. Tüm hastalarda fonasyon veya burun temizleme sırasında oluşabilen flep üzeri basınç hissi 2 ci haftada kayboldu. SONUÇ:Günümüze kadar çeneden alınan otojen monokortikal greftler ve iliak krest greftleri eğer ‘sinus lifting’ yada implant işlemi yapılacaksa veya kronik bir fistül ise ve geniş defekt var ise kullanılmıştır. Fakat operasyon bölgesinden uzaklaşmak operasyon süresini uzatmakta ve skar oluşumu artmaktadır. Kalın monokortikal osseöz greft alımları ise morbiditeyi arttırmaktadır. Parsiyel vomer rezeksiyonu özellikle deviye osseöz septumu olanlarda kolay bir tekniktir ve yerleştirilmesi de basittir. Yeni tanımladığımız bu teknik literatürdeki kartilaj septum ile rekonstrüksiyona sağlamlık ve başarı açısından üstün bir tekniktir. Karşılaştırmalı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri SS-347

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale