Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Konka Bülloza İçine Olan Beyin Omurilik Sıvısı Kaçağının Endoskopik Onarımı
 

Konka Bülloza İçine Olan Beyin Omurilik Sıvısı Kaçağının Endoskopik Onarımı

Ecevit C., Durmuşoğlu M., Özay H.

AMAÇ: Ön kafa tabanı defektlerinin endoskopik endonazal cerrahi ile onarımı intrakraniyal yaklaşıma oranla daha yüksek başarı ve belirgin derecede azalmış postoperatif morbidite oranları sunmaktadır. Başarılı bir endoskopik cerrahi planlaması için defekt yerinin radyolojik görüntülemeler kılavuzluğunda tam olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, otuz bir yaşında BOS rinore yakınması olan bayan hastamızın tanı, tedavi ve izlem özellikleri literatür bilgileri eşliğinde sunuldu. OLGU: Otuz bir yaşında, bayan hasta, yaklaşık 1 yıldır olan sağ burun pasajından berrak, kokusuz, başı öne eğmekle damlar tarzda ve tadını tuzlu olarak tanımladığı sıvı gelmesi şikayeti ile kliniğimize başvurdu. Öyküsünden başvurduğu dış merkezlerde rinit tanısı konularak tanıya yönelik tedavilerin verildiği anlaşıldı. Bu bulgular nedeniyle hastanın nazal sekresyonunda bakılan Beta-2 Transferrin testinde pozitiflik saptanmış olduğu öğrenildi. Paranazal sinüs BT (PNS BT)’sinde aksiyel kesitte sağda büllöz orta konka ve posterior ethmoid hücrelerde hava görünümünün kaybolduğu ve dural defekt ile uyumlu görünüm izlendi. Bunun üzerine çekilen maksillofasiyal MRG (Msf MRG)’de aksiyel kesitte sağda lateral lamelde kemik defekti ve frontal recess, posterior ethmoid hücreler ve orta konka içerisinde hiperintens BOS ile benzer sinyalde sıvı görünümü tespit edildi. TEDAVİ VE PROGNOZ: Hastaya genel anestezi altında radyolojik olarak tanımlanan lezyona yönelik endoskopik yaklaşımla kafa tabanı onarımı gerçekleştirildi. Msf MRG ve PNS BT ile dural defekt bölgesinden büllöz orta konka içerisine uzanım gösteren meningosel kesesi ile uyumlu görünüm tespit edildiği için endoskopik cerrahi sırasında ön ethmoidektomi yapılarak nazal çatının ortaya konması yerine büllöz konka rezeksiyonu yapılarak dural defekt ve meningosel kesesi ortaya konarak operasyon gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası 1. ay kontrolünde hastanın burun akıntısı dahil tüm yakınmalarının kaybolduğu izlendi. Çekilen kontrol Msf MRG’da aksiyel kesitte sağda frontal recess, posterior ethmoid hücreler ve orta konka içerisinde hiperintens BOS ile benzer sinyalde sıvı görünümünün kaybolmuş olduğu izlendi. YORUM: Endoskopik ve radyolojik tetkikler ile preoperatif defekt lokalizasyonunun tanınması başarılı bir cerrahi için ilk koşuldur. Hastamızda olduğu gibi radyolojik tetkikler ile büllöz orta konka içerisine uzanım gösteren meningosel kesesi ile uyumlu görünüm tam olarak lokalize edilebildiği için hastamızın endoskopik cerrahisi alışılagelmiş olan ön etmoidektomi yapılması yerine büllöz konka rezeksiyonu yapılarak başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Defekt yerinin belirlenmesi cerrahinin planlanmasını kolaylaştırır ve dural onarım şansını arttırarak rekürrens riskini azaltır. Endoskopik endonazal cerrahi BOS rinore tedavisinde, morbidite ve mortalitenin az olması ve yüksek defekt kapanma oranıyla ilk seçenek olmalıdır.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS1-082

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale