Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Diplopiye Yolaçan Dev Frontoetmoid Osteom
 

Diplopiye Yolaçan Dev Frontoetmoid Osteom

Güngör A., Çekin E., Erkul E., Salihoğlu M., Kurt O.

AMAÇ: Özellikle frontoetmoid bölgedeki büyük boyutlu osteomların ilk olarak "diplopi" gibi az görülen bir semptomla kendini gösterebileceği konusunda farkındalığı artırmak ve bu konudaki deneyimimizi paylaşmaktır. OLGUNUN ÖZELLİKLERİ:Yirmi yaşında erkek hasta çift görme yakınmasıyla başvurduğu göz hastalıkları servisince kliniğimize yönlendirilmiş. Hastanın öyküsünde şikayetinin 6 ay önce başladığı öğrenildi. Anterior rinoskopi ve endoskopik muayenede nazal kaviteyi daraltan lezyona rastlanmadı. Palpasyonla hastanın sol medial kantusu üzerinde kemik korteksi belirgin biçimde iterek kaldırmış solid lezyon palpe edildi. Yapılan görüntüleme çalışmaları sonrasında sol oküler bulbu laterale iten orbita içerisine ve frontal sinüse uzanan kemik dansitesinde osteom ile uyumlu lezyon izlendi. Lezyon sagittal planda 3 cm uzunluğunda, koronal planda 3 cm eninde ve 3 cm yüksekliğindeydi. Süperiorda lamina kribrosaya uzandığı fakat temas etmediği posteriorda optik sinir ile irtibatı olmadığı görüldü. TEDAVİ VE PROGNOZ: Lezyonun endonazal yolla endoskopik olarak çıkarılmasına karar verildi. Unsinektomi yapılıp bulla açıldıktan sonra kompakt yapıdaki kemik doku ile karşılaşıldı. Lezyon nazal kavite tarafından küçültülmeye başlandı fakat mediale kırılıp kaviteye düşürülemedi. Bunun üzerine medial kantus üzerinde 1 cm'lik cilt kesisi yapıldı ve orbita medial yüzüne çıkıntı yapmış kemik kabarıklık çevresi osteotom yardımıyla orbita medial duvarından ayrıldı. Lezyonun serbestleşmesi üzerine lezyon nazal kaviteye düşürülerek dışarı çıkarıldı. Operasyonun hemen sonrasında hastanın çift görme şikayetinde azalma olduğu saptandı. YORUM: Osteomlar kompakt ya da spongioz kemik dokuların çoğalması ile karakterize iyi huylu kemik tümörleridir. Yapılan insidans çalışmalarında sıklığının % 0,01-0,43 aralığında değiştiği görülmüştür. Paranazal sinüsler içinde en sık frontal sinüs tutulur. Etyolojide embriyolojik, travmatik, ve enfeksiyöz nedenler suçlanmaktadır. Çoğunlukla asemptomatik olan paranazal sinüs osteomları boyutlarının artması ile semptomatik hale gelirler. Baş boyun bölgesinde obstruktif semptomlar ve baş ağrısı en sık klinik bulgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Diplopi ise ileri boyutlara ulaşmış orbita içerisine girmiş osteomlarda karşımıza çıkabilecek bir semptomdur. Literatür araştırması yapıldığında büyük boyutlu da olsa paranazal sinüs osteomlarının endoskopik olarak çıkarıldığı bir çok vaka ile karşılaşılmaktadır. Bunlarda endoskopik yolla başarı sağlanamadığı takdirde çoğunlukla gingivobukkal bölgeden yapılan kesi veya cilt kesisi yoluyla açık tekniklere dönüş yapılmaktadır. Endonazal endoskopik yola ilave olarak minimal bir cilt insizyonu ile başarılı bir eksizyon yapmış olduğumuz frontoetmoid osteom olgumuzun özellikle farklı semptomlarla başvuran hastalar ve tedavileri konusundaki farkındalığı artıracağını düşünüyoruz.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS1-088

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale