Tularemi Olgularımız

Yalçın Ş., Kaygusuz İ., Karlıdağ T., Keleş E., Yüksel K.

AMAÇ:Tularemi hastalığı bakteriyel bir zoonoz olup, küçük, gram negatif bir kokobasil olan Francisella tularensis bakterisi tarafından oluşur. Tularemi 2005 yılından beri ülkemizde bildirimi zorunlu hastalıklar listesindedir. Bizler bu çalışmada kliniğimizde tularemi tanısı alan hastaların dosyalarını retrospektif olarak değerlendirerek literatür eşliğinde tartışmayı amaçladık. YÖNTEM-GEREÇLER:Çalışmaya, Fırat Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Kliniği’nde 2010-2013 yılları arası tularemi tanısı alan 25 hasta alındı. Hastalar demografik verileri, şikâyetleri, lökosit, sedimantasyon, C-reaktif protein (CRP) değerleri, uygulanan tedavi protokolleri, hastanede kalış süresi, patolojik inceleme sonucu açısından değerlendirildi. BULGULAR:Kliniğimizce 2010-2013 yılları arası tularemi ön tanısı ile sağlık müdürlüğüne toplamda 57 hasta bildirilmiş ve 25 hastada tularemi tespit edilmişti. Hastaların tümünden boğaz kültürü ve santrifüj edilmiş serum örneğine ek olarak apse veya doku örneği alınmıştı. Çalışmaya alınan hastaların 13’ü kadın, 12’si erkekti ve yaşları 10-75 yıl (ortalama 33.12 ±15.53) arasında değişmekteydi. Hastaların 3’ü dışında diğerleri çevre illerden hastanemize başvurmuştu (10’u (%40) Bingöl, 8’i (%32) Muş, 4’ü (%16) Tunceli). Hastaların 6'sı (%24) çevrelerinde benzer şikayetleri olan hastalardan bahsetmişti. Hastaların hastaneye başvuru nedeni en sık (%100) boyunda şişlik idi. Hastaların başvuru anındaki ortalama lökosit değerleri 9,68±2,74 (3,8-10,3) K/ul, sedimantasyon değerleri 43,69±17,49 (0-20) mm/h ve CRP değerleri 12,59±18,76 (0-1) mg/dL idi. Hastalarımızın %92’sine (23/25) kliniğimize başvuru öncesi dış merkezde antibiyotik tedavisi başlanmıştı. Hastalarımızın 12’sine (%48) lokal anestezi altında apse drenajı, 3’üne genel anestezi altında kitle eksizyonu operasyonu ve 10’una (%40) sadece medikal tedavi verilmişti. Genel anestezi altında kitle eksizyonu yapılan hastaların tanıları doku örneğinin tularemi açısından değerlendirilmesi sonrası konmuştu. Bir hasta apse drenajı sonrası üçüncü ayda tekrar boyunda şişlik ile başvurmuş ve sadece iğne ile aspirasyon yapılmıştır. Hastalarımızın hastanede kalış süresi ortalama 5,47±1,77 gündü. Hastaların 19'undan (%76) alınan örneklemeler patolojik incelemeye gönderilmişti ve 13'ü (%52)apse içeriği ile uyumlu sitolojik bulgu, 6'sı (%24) granülomatöz iltihabi reaksiyon olarak raporlanmıştı. Hastaların tümüne sağlık bakanlığının tularemi saha rehberine göre uygun dozlarda 10 gün süre ile streptomisin tedavisi başlanmıştı. Ayrıca 8 hastada (%32) ek olarak doksisiklin tedavisi verilmişti. SONUÇ:Tularemi ülkemizde özellikle belli bölgelerde son yıllarda artmakta ve kendini sıklıkla boyunda şişlikle göstermektedir. Bu nedenle boyunda apse ile başvuran hastalarda ayırıcı tanıda tularemi mutlaka düşünülmelidir.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS2-110

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale