Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Karotis Body Tümörü: 10 Yıllık Klinik Deneyimimiz
 

Karotis Body Tümörü: 10 Yıllık Klinik Deneyimimiz

Yalçın Ş., Kaygusuz İ., Karlıdağ T., Keleş E., Yüksel K.

AMAÇ:Karotis body tümörü (KBT) genel olarak nadir görülmekte ve baş boyun tümörlerinin %0,6’sını, tüm vücut tümörlerinin ise %0.03’ünü oluşturmaktadır.Kliniğimizde 10 yıllık süreçte KBT tanısı alan hastaların dosyalarını retrospektif olarak değerlendirerek literatür eşliğinde yeniden tartışmayı amaçladık. YÖNTEM-GEREÇLER:Çalışmaya, Fırat Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Kliniği’nde 2003-2013 yılları arası KBT tanısı alan 16 hasta alındı.Hastalar demografik verileri, aile öyküsü, şikâyetleri, tümörün yerleşim tarafı, tümörün ameliyat öncesi radyolojik boyutu, hastaların ameliyat öncesi hemoglobin ve hematokrit değerleri, ameliyat öncesi anjiografi ve embolizasyon yapılıp yapılmadığı, tümörün sınıflandırılması, uygulanan tedavi protokolleri, hastanede kalış süresi, ameliyat sonrası gelişen komplikasyonlar ve takip süreleri açısından değerlendirildi. BULGULAR:Çalışmaya alınan hastaların 15’i kadın, biri erkekti ve yaşları 21-79 yıl (ortalama 49.06 ±14.48) arasında değişmekteydi. Hastalarımızın hiçbirinde KBT aile öyküsü anamnezi yoktu. Hastaların hastaneye başvuru nedeni en sık (%68,7) boyunda ağrısız şişlik idi. Tümör hastaların yedisinde (%43,8) boynun sağ, dokuzunda (%56,2) ise sol tarafında yerleşmişti. Ameliyat öncesi tümörün boyutları ortalama 34,60±15,64 X 33,16±8,08 milimetreydi. Hastaların preoperatif hemoglobin değerleri ortalama 12,99±0,94 (11,1-14,5) gr/dl ve hematokrit değerleri ortalama 40,65±3,76 (36,6-51,6) olarak bulunmuştu.Hastalarımızın %62,5’ine (10/16) etanol veya polivinil alkol kullanılarak ameliyat öncesi embolizasyon uygulanmıştı. Ameliyat öncesi embolizasyon sırasında hastaların birinde serebrovasküler hemoraji, birinde de karotis arter disseksiyonu komplikasyon olarak gelişmişti. Bu hastaların operasyonları iptal edilmiş ve Shambin sınıflaması yapılmamıştı. Shambin sınıflamasına göre tümörlerin 11’i (%78,6) sınıf II ve 3’ü (%21,4) sınıf III’tü. Hastalarımızın 14’ü (%87,5) cerrahi olarak tedavi edilmiş ve tümör total olarak çıkartılmıştı. Bir hastada ameliyat sonrası yoğun bakım ihtiyacı duyulmuş ve hasta pnömotorax gelişmesi üzerine hayatını kaybetmişti. Ameliyat sonrası dönemde bir hastamızda (%7,1) medikal tedaviyle düzelen yara yeri enfeksiyonu, üç hastamızda (%21,4) tümör n. vagusu da sardığından kraniyal sinir hasarı oluşmuş, bu hastaların birinde vokal kord paralizisi gelişmiş ve daha sonra bu hastaya tiroplasti ameliyatı yapılmıştı. Bir hastamızda (%7,1) ameliyat sonrası n. hipoglossus felci gelişmişti. Hastalarımızın hiçbiri kan replasmanı ve vasküler rekonstrüksiyona ihtiyaç duymamıştı.Yedi hastamızda tümör çevresinden diseke edilen lenf nodu, reaktif lenf nodu olarak bildirilmişti. Hastalarımızın hastanede kalış süresi ortalama 6,42±2,13 gün (3-11) ve postoperatif takip süreleri ortalama 37,13±39,99 ay (2-99) olarak saptanmıştı. SONUÇ:Karotis body tümörü nadir bir neoplazm olmasına rağmen özellikle lateral boyun kitlelerinin ayırıcı tanısında mutlaka düşünülmelidir. Preoperatif görüntülemeler ile tümörün boyutu ve yaygınlığı ortaya konarak operasyona hazırlıklı girilmelidir. Gelişmiş cerrahi tekniklere rağmen postoperatif kraniyal sinir paralizilerinin görülme oranının yüksek olduğu unutulmamalıdır.Primer cerrah ve ekip açısından yüksek konsantrasyon ve sabır gerektiren bir operasyon olan KBT eksizyonu kür sağlanması açısından tatmin edicidir.Kür şansı yüksek oranda cerrahın deneyimine ve kabiliyetine bağlıdır.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS2-102

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale