Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Septorinoplasti Sonrası Rinolitiazis: Bir Olgu Sunumu
 

Septorinoplasti Sonrası Rinolitiazis: Bir Olgu Sunumu

Büyüklü F., Hızal E., Köycü A.

Giriş: Rinolitiazis, nazal kavite içinde endojen ya da ekzojen bir nidus üzerine organik ya da inorganik maddelerin birikimi ile oluşan nadir görülen bir patolojidir. Endojen olarak kurumuş kan pıhtısı, kemik, diş kalıntısı, kurumuş sekresyon üzerine gelişebilir. Ekzojen olarak ise meyve çekirdekleri, boncuklar, taş, plastik parçalar gibi yabancı cisimler rinolit gelişimine neden olabilir. Ekzojen materyaller nazal kaviteye çoğunlukla anteriordan girmekle birlikte nadiren kusma ile koanadan giriş yapabilirler. Endojen kaynaklı olanlar ise spontan ya da iatrojenik nedenlerle görülebilirler. Literatürde rinolit oluşumuna neden olabilecek birçok sebep belirtilmiştir ancak septorinoplasti sonrası rinolit gelişimine dair bir bilgiye rastlanmamıştır. Olgu sunumu: 22 yaşında kadın hasta burun tıkanıklığı, kötü kokulu geniz akıntısı, sık hapşurma şikâyetleriyle kliniğimize başvurdu. 15 ay önce dış merkezde septorinoplasti operasyonu öyküsü mevcuttu. Ameliyattan sonra özellikle sol taraflı olmak üzere burun tıkanıklığı şikâyetinin artarak devam ettiği, kötü kokulu geniz akıntısı ve baş ağrısı başladığı, dönem dönem sinüzit tedavisi verildiği, antibiyotik tedavilerinden fayda görmediği öğrenildi. Hastanın fizik muayenesinde anterior rinoskopide sol pasaj alt meatusta alt konka arka ucu ile septum arasında yerleşen, sert ve düzensiz yüzeyli, rinolitle uyumlu olabilecek kitle tespit edildi. Muayene sırasında aspiratör ve eğri küret yardımıyla arkasına geçilerek dışarı alınmaya çalışılan kitle, anteriora doğru hareketlendi ancak düzensiz sınırları ve büyüklüğü nedeniyle çıkarılamadı. Paranazal sinüs tomografisinde sol nazal pasajda, alt konkayı deplese eden, çevresi hiperdens, yaklaşık 1 cm çaplı, düzensiz rinolit veya yabancı cisme ait olabilecek opasite görüldü. Genel anestezi altında endoskopik olarak sol burun pasajından sert ve düzensiz yüzeyli rinolitle uyumlu kitle çıkarıldı. Patoloji sonucu, 1,7x1,2x0,7 cm boyutlarında sert kıvamlı kahverengi-siyah renkli materyalde iltihabi eksuda, nekrotik doku debrileri, kalsifiye materyal, aktinomiçes kolonileri olarak raporlandı. İşlem sonrasında hastanın şikâyetleri tamamen düzeldi. Tartışma: Burunda ilk kalsifiye yabancı cismi 1654 yılında Bartholini tarif etmiştir. Rinolitlerin %80’i ekzojen kaynaklıdır. Rinolitlerin sebep olduğu septal perforasyon, sert damak destrüksiyonu, maksiler sinüse ekspansiyon gibi bir çok komplikasyon bildirilmiştir. Bu nedenle tek taraflı burun tıkanıklığı, kötü kokulu akıntı gibi şikayetleri olan hastalar rinolitiazis açısından dikkatli muayene edilmelidir. Literatürde septorinoplasti sonrası rinolit olgusu bulunamamıştır. Ancak septorinoplasti sırasında olabilecek kan pıhtısı kuruması, kemik fragmanlarının pasajda kalması gibi nedenlerle rinolit oluşumu beklenebilir. Bu nedenle operasyonun hemen sonrasında burunda yabancı cisim kalmaması için nazal pasajların yeterince temizlenmesinin ve gözlenmesinin olası rinolit vakalarını önlemek için uygun olacağı kanısındayız.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS3-072

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale