Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Boyunda Primeri Bilinmeyen Nöroendokrin Tümör Metastazı: Olgu Sunumu
 

Boyunda Primeri Bilinmeyen Nöroendokrin Tümör Metastazı: Olgu Sunumu

Güney K., Yaprak N., Akkaya B., Ergun G.

AMAÇ: Nöroendokrin tümörler vücudun herhangi bir yerinde nöroendokrin sistemden kaynaklanan, nadir görülen, lokalizasyonlarına ve salgıladıkları hormonlara bağlı olarak farklı klinik tablolara yol açan, çoğunlukla benign olmakla birlikte agresif seyirde gösterebilen lezyonlardır. Biz burada literatürde daha önceden sporadik vakalar şeklinde bildirilmiş, baş-boyun bölgesinde nadir rastlanan primeri bilinmeyen nöroendokrin tümör metastazı tanılı hastayı sunmayı amaçladık. OLGU: Hastamız 48 yaşında erkek hasta, sol submandibuler bölgede şişlik şikayetiyle kliniğimize başvurdu. Hasta şişliği 1 ay önce farkettiğini ifade etti. Ağrı, gece terlemesi, ateş veya kilo kaybı, yakın zamanda geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu, dental kaynaklı enfeksiyon öyküsü mevcut değildi. Özgeçmişinde 35 yıldır günde bir paket sigara kullandığı öğrenildi. Aile öyküsünde baba ve amcasının kolon Ca nedeni ile ex olduğu öğrenildi. Hastanın yapılan muayenesinde sol submandibuler bölgede yaklaşık 2*2cm boyutunda sert, fikse, palpasyonla ağrısız kitle lezyonu palpe edildi. Yapılan otoskopik, orofarenks ve flexible nazal-larengeal endoskopik muayenesinde patolojik bulgu saptanmadı. Hastanın yapılan USG'sinde sol submandibuler bez komşuluğunda yaklaşık 20*13.5*15mm çapında hipoekoik kitle izlendi. Hastanın boyun MRG'sinde sol submandibuler bezde 2 adet 2cm çapında heterojen hipointens, postkontrast serilerde heterojen diffüz kontrastlanma gösteren kitle lezyonları gözlendi. Hastaya İİAB uygulandı. Histopatolojik incelemesi nondiagnostik olarak raporlandığı için kitlenin total eksizyonu yapıldı. Operasyon sırasında sol submandibuler bölgede yaklaşık 2*3 cm boyutundaki kitle ve beraberindeki yaklaşık 1*1 cm boyutundaki lenfadenopati çıkarıldı. Histopatoloji sonucu yüksek dereceli nöroendokrin karsinom metastazı olarak raporlandı. İmmünohistokimyasal incelemede tümör hücreleri CK 7, CEA, Sinaptofizin, CD56 pozitif, TTF-1 fokal pozitif boyanma gösterdi. Hastanın primer odağının saptanması amacıyla tetkikleri yapıldı. Toraks BT, üst GİS endoskopisinde herhangi bir kitlesel lezyon saptanmadı. PET-CT ve Ga-60 DOTA Peptid sintigrafisinde de primer lezyonu düşündürecek bir bulgu tespit edilmedi. Hasta primeri bilinmeyen nöroendokrin tümör metastazı olarak kabul edildi. Tıbbi onkoloji ile konsülte edilerek kemoterapi başlandı. Hastaya sisplatin ve etoposid kombinasyonu uygulandı. 2. kür kemoterapi sonrası çekilen kontrol PET-CT'sinde lezyonun boyut ve aktivitesinde azalma gözlendi. Tedavi yanıtı olduğu tespit edilmesi üzerine kemoterapiye devam edildi. Hasta 4. kemoterapisi sorunsuz tamamlanmış ve genel durumu iyi olarak takip edilmektedir. YORUM: Genellikle akciğer veya gastrointestinal sistemde yüksek oranda görülen nöroendokrin tümörler nadiren boyun bölgesinde primeri bilinmeyen boyun metastazı şeklinde karşımıza çıkabilirler.Literatürde nadir rastlanan, tedavilerininde platin bazlı kombine kemoterapiler uygulanan, differansiasyon derecesine göre agresif seyir gösterebilen hastalık boyun yeleşimli kitlelerin ayırıcı tanısında akılda tutulmalıdır.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS3-112

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale