Ana Sayfa » Yayın Arşivi » Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri » 2013 » Submental Bölgede Dev Epidermoid Kist: Olgu Sunumu (Submental Epidermoid Kist)
 

Submental Bölgede Dev Epidermoid Kist: Olgu Sunumu (Submental Epidermoid Kist)

Ayçiçek A., Bucak A., Ulu Ş., Işıklı H., Kaçar E.

AMAÇ: Teratomlar çocuklarda daha sıklıkla rastlanılan germ hücreli gelişimsel patolojilerdir. Bunlar bir veya daha fazla embriyonik germ yaprağından köken alabilir ve dermoid kist, epidermoid kist ve teratoid kist olarak alt gruplara ayrılabilir. Epidermoid kist yalnızca epitelyum tabakası içeren, ektoderm kaynaklı benign inkluzyon kistleri olup, baş-boyun bölgesi kaynaklı olanların rapor edilme insidensi %1.6-6.9’dir. Oral kavite kistlerinin yaklaşık %0.01’den daha azını oluşturup çok nadir olgular olarak rapor edilmişlerdir. Baş-boyun bölgesinde ençok submental bölgede yerleşiktir. Genellikle yavaş büyüyen ağrısız kitle olarak kendilerini gösterir ve dev denilebilecek boyutlara gelmiş olabilirler. Bu yazımızda literatür bilgimize göre sunulan olgular içinde büyüklük olarak ikinci sırada olan ve total olarak eksize edilebilmiş ağız tabanında yerleşik epidermoid kist olgusu sunuldu. Olgunun özellikleri: 26 yaşında kadın hasta son bir yıldır daha belirgin olarak hissettiği zamanla büyüme gösteren, çene altı ve ağız tabanında şişlik şikayetiyle başvurdu. Muayenesinde submental bölgede palpasyonla ağrısız, düzgün yüzeyli, normal görünümde cilt ile örtülü, yumuşak kıvamlı, ağız içi muayenesinde sublingual alanda da dolgunluk yapan yaklaşık 6x4 cm boyutlarında kitle izlendi. Manyetik rezonans filminin incelemesinde; ağız tabanında orta hatta yerleşimli, dili yukarıya, mylohiyoid kasları aşağıya deplase eden, kontrast madde sonrası belirgin kontrast tutulumu göstermeyen, düzgün sınırlı kum saati konfigürasyonunda kistik lezyon mevcuttu. Tedavi ve prognoz: Submental yaklaşımla yumuşak kıvamlı, kirli sarı renkli, düzgün yüzeyli, peynirimsi içeriği olan yaklaşık 9×4×2.5 cm boyutlarındaki kist kapsülüyle birlikte total çıkarıldı. Cerrahi sırasında kistin rüptürasyonuna bağlı bir miktar kist içeriği drene oldu. Cerrahi saha bolca serum fizyolojik ile yıkandı. Patoloji sonucu epidermoid kist olarak geldi. Postoperatif 6. ayda nüks bulgusuna rastlanmadı. YORUM: Hastamızda ve hastaların çoğunda intraoral muayenede ağız tabanında da şişlik mevcuttur ve kitle üzerindeki cilt dokusuna yapışık değildir. Literatürde, yutkunmakla ve dil hareketleri ile belirgin hareketi olan ve hyoid kemikle yakın ilişkili vakalar mevcut olmasına rağmen, hastamızda olduğu gibi olağan olan, hyoid kemik ve dille direkt bir bağlantısı olmadığı için dili öne doğru çekmekle bu kistler hareket etmez. Literatürde bildirilen olguların bir çoğu 5 cm den büyük olmayan olgulardır. Bizim hastamızda ise yaklaşık 9 cm. büyüklüğünde kist mevcut olup, kitlesinin boyutuna rağmen boynunda ve ağız tabanında şişlik dışında şikayeti mevcut değildi. Literatür bilgimize göre submental epidermoid kist olguları içinde en büyük boyutta olan ikinci olgudur. Literatürde mevcut 13 cm. boyutundaki en büyük kist olgusunda yazarlar wharton kanalı ve lingual sinire zarar vermemek için marsupializasyon ile birlikte parsiyel rezeksiyonu tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Hastamızda extraoral yaklaşımla kitleyi total olarak çıkarmayı tercih ettik ve postoperatif dönemde komplikasyon veya rekürrens ile karşılaşmadık.

Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS3-144

Kullanım Şartları
 LookUs & Online Makale